MİLLİ EKONOMİ MODELİ VE SOSYAL DEVLET

200 yılı aşkın bir süredir dünyada uygulanan serbest piyasa ekonomisi, kapitalizmin bütün ekolleri, borçlanmadan büyümeyi, gelir dağılımındaki adaleti ve işsizlik problemini çözememiştir.

Kapitalizmde bireylerin, şirketlerin, devletlerin borçlanması, gelir dağılımındaki makasın açılması ve işsizlik problemi kaçınılmaz bir neticedir. Bu sonuç kapitalizm matematiğinin bir gereğidir.

Kapitalizmin kaynaklara getirdiği yanlış tanım savaşları da beraberinde getirmiştir. Ayrıca kendini üretim odaklı olarak konumlandırmasına rağmen dolaşımdaki paranın maliyetli oluşu, aslında üretime de çok ciddi engel teşkil etmektedir.

Kapitalizmde devletin ekonomide pozitif hiçbir fonksiyonu yoktur. Devlet herhangi bir emek ve üretim ortaya koymadan bütün insanların emek ve üretimi üzerinden servet sahibi olanların koruyuculuğunu üstlenmiştir. Tüketimi yok sayan bu kapitalist anlayış, ekonomik bütün problem ve hastalıkların da müsebbibidir. Tüketim kabiliyetini serbest piyasa ekonomisinin çarklarında yok eden kapitalizm, gelir dağılımının bozulmasına, işsizliğin artmasına, talebin azalmasına neden olur. Tüketim kabiliyeti olmayan toplumlarda talebin daralması kaçınılmazdır. Bu durum ekonominin küçülmesine, üreticinin pazarının daralmasına, stok maliyetlerinin artmasına, üretim kapasitesinin azalmasına neticede işsizliğin artmasına vesile olur.

İşsizlik, talebi daha da daraltır ve ekonomide durgunluk dediğimiz resesyonun yaşanmasına sebep olur. Resesyon, üreticinin kârını elinden aldığı gibi ekonominin kilitlenmesine de vesile olur. Bunun bir adım sonrası maliyet enflasyonu ile resesyonun aynı anda yaşanması yani ekonomik iflas manasına gelen stagflasyonun gerçekleşmesidir. Neticede işsizlik, fakirlik, yoksulluk ve toplumsal barışın bozulmasına neden olan kapitalizm, ahlaksızlığın, yolsuzluğun ve rüşvetin de kaynağını teşkil eder.

İktisadi çözüm değil problem üreten, bireylerin ekonomik bağımsızlıklarını elinden alan, insanları köleleştiren, girdikleri her yeri yakıp yıkan, kaynaklarını talan eden, insanların ölümüne neden olan kapitalizm dönemi MEM ile son bulmuştur. MEM tüketim eksenli bir modeldir tam istihdamı sağlayan yegâne, tek sistemdir. MEM, insana, kaynaklara, paraya ve devlete getirdiği orijinal yaklaşımlarla İNSANI merkez kılmış, insanın ekonomik onur ve bağımsızlığını sağlamıştır. Özellikle, kaynaklara getirdiği “Kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır” konsepti, toplumsal barışı sağlayacağı gibi ülkeler savaşmadan, kan dökmeden, bağımsız ekonomilerini inşa edebileceklerdir.

Ekonominin asıl hedefi;
1- Gelir dağılımındaki adaleti,
2- Borçlanmadan sürekli büyümeyi,
3- Tam istihdamı sağlamaktır.
Bu hedefi gerçekleştiren yegane tek iktisat sistemi MEM’dir.

Bu üç temel unsurun gerçekleşmesi için MEM’in para politikasını, ekonomide devletin yüklendiği fonksiyonu ve tüketimin devreye girmesi için sosyal devlet projelerini hayata geçirmek şarttır.

Doç. Dr. Harun Kayacı, Milli Ekonomi Modeli Eğitim Seminerleri 1, 23 Kasım 2014, Çankaya/Ankara


21.02.2015

Etiketler: milli ekonomi modeli sosyal devlet serbest piyasa ekonomisi kapitaliz ekolleri borçlanmadan büyümeyi gelir dağılımındaki adaleti işsizlik problemi devletlerin borçlanması Tüketim kabiliyeti Resesyon işsizlik fakirlik yoksulluk toplumsal barış